TUSİAD özgürlük istedi

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik “Adaletin herkes için sağlandığı güçlü bir hukuk devleti istiyoruz. Herkesin kendini korkusuzca ifade edebildiği bir özgürlük ortamı istiyoruz. Yapılan en küçük haksızlık, toplumun tümüne yapılmış sayılır." dedi.

TUSİAD özgürlük istedi
  • 08 Aralık 2017, Cuma 10:29

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Ankara’da gerçekleştirildi.  Başbakan Binali Yıldırım'ın onur konu olduğu toplantıda TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan VE TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik konuşma yaptı.

TUSİAD Başkanı Erol Bilecik konuşmasında ABD'de Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla'nın sanık, Rıza Sarraf'ın tanık olduğu davayla ilgili mesajlar verdi. 

Sarraf'ın açıklamalarının Türkiye'yi sarstığını belirten Bilecik, İran devleti adına çalıştığı anlaşılan bu kişinin yargılanmasının elde fırsat varken Türk yargısı tarafından gerçekleştirilemediğini ifade etti. Bilecik,  “Bizim açımızdan hayıflanılması gereken en önemli nokta budur. Bu yaşananlar, kamuoyuna bir şeyi kesin olarak göstermiştir. O da, her zaman ısrarla vurguladığımız hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığının önemidir” dedi. 

Türkiye'nin dış politikada son zamanlarda yalnız ve çatışmacı bir görüntü sergilendiğini vurgulayan Bilecik, Olağanüstü Hal'in (OHAL) sonlandırılması gerektiğini vurguladı. Bilecik, “İçeride hukuk sistemi ve yargı mekanizmamızda kaygı ve şüphe yaratan bir tablo var. OHAL döneminde maalesef aleyhimizde kuvvetlendi.

21.yüzyıl Türkiye’si, tutuklu gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum temsilcileri ile anılan bir ülke olmamalı. Terörle mücadelede hiçbir taviz vermeden, OHAL uygulamasının gözden geçirilerek, Türkiye’nin hızla normale dönmesi gerektiğine inandığımı paylaşmak isterim. Fransa’da OHAL’in kalkması sürecinde uygulanan yapıya bakmamız gerekir.” diye konuştu.

Enflasyon kabul edilebilir gibi değil

Türkiye ekonomisinde 2002-2007 döneminden farklı olarak, 2010-2017 döneminde büyüme politikasının, ucuz ve bol sıcak paraya dayalı, tüketim ve kamu harcamaları ağırlıklı olduğunu ve bunun da kırılganlıkları artırdığını vurgulayan Bilecik şunları söyledi: 

“Bize benzer gelişmekte olan ülkeler, yüzde 3-4 civarında bir enflasyona sahipken, Türkiye’de enflasyonun yüzde 13’e, hatta gıda ve enerji hariç enflasyonun bile yüzde 12’ye varmış olması kabul edilir gibi değil. Enflasyon ile mücadelenin temeli, mali disiplin ve sıkı para politikasıdır. Merkez Bankaları, refah ve büyüme yaratma kurumları değildir. Anayasada da belirtildiği üzere, Merkez Bankası’nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Ekonomi literatüründe maalesef ‘yüksek enflasyon ve yüksek büyüme’ diye bir ikili yoktur. Bu tür büyüme sürdürülebilir değil, hemen her zaman geçicidir.”

Yoksa kaybederiz

Hayatın yüzde 10’unun insanın başına gelenler, yüzde 90’ının ise onlara nasıl tepki verdiğinden oluştuğunu vurgulayan Bilecik, “Bu söz, sadece insan hayatı için değil, şirket ve ülkeler için de geçerlidir. Benim buradaki vurgum, güzel ülkemiz için! Tepkilerimizi ve iletişimimizi yeniden gözden geçirmeliyiz! Yoksa kaybederiz” dedi.

Kutuplaşmak istemiyoruz

Geleceğe böyle girmek istemediklerini vurgulayan Bilecik, “Biz kutuplaşmak-ayrışmak değil, birlikte çalışmak, birlikte yaşamak istiyoruz. Yenilenerek, güçlenerek, rekabet gücümüzü arttırarak büyümek istiyoruz. Yapılan en küçük haksızlık, toplumun tümüne yapılmış sayılır. Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir. Bugün tartışmamız gereken ‘faizin seviyesi, doların ateşi’ değil, geleceğimizdir” dedi.

Bilecik ayrıca karamsarlığa düşmemek gerektiğini ifade ederken  “Sevr Antlaşması’nın imzalandığı tarihle Cumhuriyet’in ilanı arasında sadece üç yıl olduğunu hatırlayın. Bu büyük mucizenin sırrı, son yüzyılın en büyük dâhilerinden ve en zeki liderlerinden biri olan Atatürk’ün, ‘Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlık nedir tanımadım’ sözlerinde yatıyor” dedi.

Kayırmacılığın arttığı bürokraside sağlıklı bir ekonomi yönetimi yapılamaz

Ekonomide ve dış politikada yaşananların siyasi ve hukuki çerçeveden bağımsız olmadığının altını çizen Tunday Özilhan da yargı erkinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, düşünce ve ifade özgürlüğü, özgür ve bilimsel akademik ortam, özgür medya ve internet ortamı, iyi tanımlanmış yetki ve sorumluluklar, kamu yönetiminde liyakat unsurlarının ülkelerin rekabet gücünün önemli parametrelerinden olduğunu belirtti. 

Olağan demokratik işleyişten uzaklaşılmasının önce yabancı sonra yerli iş insanlarını yatırımlardan soğuttuğunaa işaret eden Özilhan, şöyle konuştu:

"Bir an önce yeniden olağan düzene geçilmesini ümit ediyoruz. Türkiye demokrasi ve hukuk devleti yolunda ilerledikçe güç kazanıyor, ekonomisi güçleniyor, vatandaşların refah ve memnuniyeti yükseliyor. Demokrasi ve hukuk devleti yolunda ilerlemenin bir koşulu da herkesin kanun önünde eşit olmasıdır.

Son birkaç yıl içinde şahit olduğumuz FETÖ operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimi, Rıza Sarraf davası gibi olaylar bu durumu teyit etti. Milletimizin bekasına kasteden her türlü girişimi önlemek için başvurulması gereken kılavuz hukuk devleti ile bağımsız ve tarafsız yargıdır.

Şehir hastanelerine milyarlarca liralık yatırım yapılırken, yüksek teknolojili sağlık ekipmanlarını kullanacak yetişmiş teknisyen, yeterli doktor ve sağlık elemanı sıkıntısı ortaya çıktı. Dünya masrafı büyük, yönetimi zor büyük hastanelerden vazgeçiyor. İhtisas hastaneleri önem kazanıyor.

En sorunlu alan ise eğitim. Üniversite sayısı 77’den 185’e çıktı; ancak kalite tutturulamadı. Bu sene 370 bin kontenjan boş kaldı. Gençler ihtiyaca cevap vermeyen üniversitelere kaydolmadı.

Keyfiyetin, kayırmacılığın arttığı bürokraside sağlıklı bir ekonomi yönetimi yapılamaz."

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Türkiye'de yaşamaktan memnun musunuz?

yukarı çık