Öğretmenler günü kutlu olsun

Atatürk, 24 Kasım’ı “Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır” diyerek öğretmenlere armağan etmişti. Hak ettikleri saygıyı bir türlü göremeyen Türkiye’nin saygın öğretmenleri fedakarlıklarıyla Atatürk’ü haklı çıkarmaya devam ediyor.

Öğretmenler günü kutlu olsun
  • 24 Kasım 2017, Cuma 9:48

Kas hastalığı nedeniyle okula annesinin sırtında gelip giden Samet Karaköse'nin hayatı, fizik öğretmeni Birol Danışman ile değişti. Karaköse'yi kendi aracıyla okula götüren Danışman, Samet ve annesinin yaşadığı zorluklara son verdi, öğrencinin okula ilgisini artırdı.

Zeynep Karaköse (48), oğlu Samet Karaköse'nin hastalığı nedeniyle eğitimden geri kalmasına gönlünün el vermediğini, bu nedenle eğitimini anaokulu çağında başlattığını anlattı.

Karaköse, önceleri sırtında okula götürüp getirdiği oğlu büyüdükçe ve okulu evden uzaklaşınca belediye otobüsü kullandıklarını söyledi. Karaköse, otobüse kadar oğlunu tekerlekli sandalye ile taşıdığını, otobüse binerken Samet'i sırtına alıp tekerlekli sandalyeyi katladığını   ifade ederek, "Sabah kahvaltısını yaptırıp giyindiriyordum. Çantasını bir omzuma, onu sırtıma alıyordum." dedi.

Oğlunun iki yıl önce Gazeteci Çetin Altan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine kayıt olmasıyla kaderlerinin değiştiğini vurgulayan Karaköse, Birol öğretmenin kendilerine gelerek "Samet'i okula aracımla ben götürmek istiyorum." dediğini aktardı. Karaköse, Birol Danışman'ın sabah erkenden gelip Samet'i evden çıkarmalarına yardım ettiğini, apartmanın kapısında onu kucaklayıp panelvan tipi aracına taşıdığını, tekerlekli sandalyesini de aracın arkasına koyduğunu anlattı.

Birol öğretmen olmasa çok zorlanacaklarını dile getiren Karaköse, şöyle devam etti:

"Yağmurda, soğukta... Liseye başladığında kayıt olduğu okulun binası engelliler için uygundu. Hele onu Birol öğretmen taşımaya başladıktan sonra 'Ben artık engelli annesi değilim.' dedim. Hep engel vardı önümüzde o zamana kadar. İki yıl boyunca Birol öğretmen her gün geldi. İki kere arabası bozulduğu için gelemedi. Telefonla gelemeyeceğini söylerken de mahcuptu. Çocuklar bir yaramazlık yapar da mahcup anlatır ya. Hastayken bile geldi. Raporluymuş, geldi Samet'i götürdü, sonra evine gitti. Hastayım demedi, ben sonradan duydum. Samet hastalığını öğrendikten sonra dersi boş vermişti. Sonra kendine kendine 'Hocam oradan geliyor buraya kadar benim için. Ben de o yüzden ders çalışacağım artık.' dedi."

11. sınıf öğrencisi Samet Karaköse de kendisi için büyük kolaylık sağladığını belirttiği Danışman'a teşekkür etti. Onun sayesinde derslere daha çok bağlandığını vurgulayan Karaköse, kendisine "Bana çok yardımcı olunuyor, kendimi boşlarsam mahcup olurum" dediğini söyledi.

26 yıllık Fizik öğretmeni Birol Danışman, Samet'i 3 yıl önce okulun ilk günü okul bahçesinde, tekerlekli sandalyesinde otururken gördüğünü, ders çıkışında da annesinin sırtında belediye otobüsüne bindiğine şahit olduğunu söyledi.
Danışman bunun üzerine ona yardım etmek için harekete geçtiğini, bazı girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine aracıyla onu evden almaya karar verdiğini belirtti.

Samet'i 9 ve 10. sınıf boyunca okula getirdiğini ifade eden Danışman, "Samet bu yıl 11. sınıfa başladığında, benim çocuğumun servis sorunu ortaya çıkınca onu götürmem gerekti. Samet'le, ailesiyle görüştük. Durumu kaymakamlığa aktardık. Samet'e yeni bir akülü araç verildi ve okula gidip gelmesi için araç ayarlandı. Samet gibi çok öğrenci var. Yapılması gereken bu tür öğrencilere bir imkan sağlanmalı. Bu çocukların okulla bağlantılarının kesilmemesi lazım." dedi.

Danışman, Samet'i tanıdığında okula karşı biraz soğuk olduğunu belirterek, "Hastalığından ötürü olabilir, bir de annesi okulun kapısında sırtına alıyordu, ondan rahatsız oluyordu. Zamanla Samet okulu daha çok sevdi." dedi.

Öğretmenlik bir yaşam biçim olduğunun altını çizen Danışman, "Samet'le aynı okuldayız ama benim öğrencim olmadı, dersine girmedim. Öğretmen sadece okulda, sınıfta öğretmen olamaz. Okul dışına çıktığımızda da, her yerde örnek teşkil eden kişidir. Benim aklımdaki öğretmen modeli bu; yaşamıyla, davranışıyla, konuşmasıyla. Öğretmenliğin bir maddiyatı yok." diye konuştu.

Gazi öğretmen öğrencileri sesinden tanıyor

Konya’nın Karapınar ilçesinde 7 yıldır öğretmenlik yapan görme engelli Gazi Baştürk, öğrencilerini en iyi şekilde geleceğe hazırlamak için azimle çalışıyor.

Baştürk, hem öğrencileri hem de mesai arkadaşları tarafından çok seviliyor. Gazi öğretmenin her sınıfta gönüllü bir yardımcı öğrencisi bulunuyor. O gelmeden yoklamayı yapan öğrenci, derste de öğretmenine yardımcı oluyor. Gazi öğretmen, dersi anlattıktan sonra soru sorarken, küçük yardımcısı da parmak kaldıranları ona söylüyor.
Baştürk, öğrencileri ile çok iyi iletişim kurduğunu, onları seslerinden tanıdığını söylerken, “Kabartma ders kitaplarım var, konuları onlardan çalışıyorum. Sınav sorularını öğretmen arkadaşımın yardımı ile hazırlıyorum. Çocuklarımın karşısına eksiksiz çıkıp, onlara faydalı olmayı görev sayıyorum” dedi.

Oyunlarla fark yarattı

Gelecek nesilleri yetiştiren öğretmenlerden bazıları, çizgilerin dışına çıkarak öğrencilerini eğitiyor. İzmir’de derslerini oyun ve uygulamalarla işleyen Baykal Deniz de onlardan biri.

Deniz’in geliştirdiği 6 çalışma eğitimde iyi örnek seçilmiş. “Bergama Tapınağı’nın Geri Getirilmesinin Coğrafi ve Matematiksel Hesaplamaları”, “Küçük Fabrikatörler”, “Pilates Topunun Sosyal Bilgilere Faydaları”, “Dünyadan Açılan Pencereler”, “Ölçek Koridoru”, “Oyuncağını Getir Ders İşleyelim” adlı çalışmalarıyla derslerde yaratıcılığı artırma başarısını gösteren Deniz, projelerle amaçladığı şeyin; klasik ders anlatımını renkli hale getirerek öğrencileri öğrenmekten keyif alır hale getirmek olduğunu söylüyor.

Öğrenme sürecinde öğrencilerin aktif, kafa yoran, merak eden, araştıran öğrenciler olmalarına katkıda bulunmayı ve bunu yaparken de eğlenmelerini sağlamayı hedeflediğini anlatan Deniz, bu projeye dahil olan öğrencilerin yaşadığı değişimi de şöyle anlatıyor: “Tam da beklendiği gibi öğrenciler bu çalışmalar sürecinde hem istenen hedeflere daha kolay ulaştılar hem de oldukça eğlenceli vakit geçirdiler. Bu süreçte onların birbirlerinden öğrendiklerini ve birbirlerini desteklediklerini görmek benim için de çok keyifliydi. Yaptığım ölçme değerlendirme çalışmaları da gösterdi ki, bu şekilde öğrenme öğrenciler için daha kalıcı olmakta. Örneğin çocuklara ilkçağ Anadolu medeniyetlerini, onların ilgisini çekecek materyaller kullanarak yaratıcılığı onlara bırakmak dersi çocuklar için daha ilgi çekici hale getirmektedir.

Çocuklar üşümesin

Bursalı Ayşegül Havuz (23), 2 yıl önce atandığı Bitlis İçgeçit Köyü İlkokulu’nun tek öğretmeni.

Evine, 20 kilometre uzaktaki okuluna geldiğinde ilk işi; öğrenciler üşümesin diye odun kırıp, kömür taşıyıp sınıftaki sobayı yakmak oluyor. Ayşegül Öğretmen, “soba yakmayı burada öğrendim. Şartlar zor ama mesleği seviyorum” diyor.

 

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Türkiye'de yaşamaktan memnun musunuz?

yukarı çık