'Partimiz hayal kırıklığı yaşayabilir'

AK Parti’li Metin Külünk, AK Parti'nin belediye başkan adaylarını “Millette karşılığı olmayan isimler aday yapıldı” sözleriyle eleştirdi.

'Partimiz hayal kırıklığı yaşayabilir'
  • 24 Ocak 2019, Perşembe 17:54

AK Parti Genel Merkezi Siyasi Erdem ve Etik Kurulu Üyesi ve eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Damga gazetesine konuştu.

“Siyasette en önemli unsur; liyakat, ehliyet ve adalettir” diyen Külünk, AK Parti'nin liyakat, ehliyet ve adalet sahibi adaylarla yola çıkmadığını ima ederek gelecek seçimlerde hayal kırıklığı yaşayabileceğini belirtti.

Siyasette esas olanın toplumun beklentileri olduğunu anlatan Külünk, “Siyaset aslında doğruları ifade etme sanatıdır. Siyasetin özeleştiri kabiliyeti ve doğruları ifade etme kabiliyeti doğru olduğunda milletle ittifak çok daha güçlü olur. Yoksa siyaset saklambaç oynamanın adı değildir. Ben aslında eleştirmedim, tespit yaptım. Neyin tespitini yaptım? Sokakta gördüklerimin tespitini yaptım. Yani bakkal Mehmet amca ne diyor? Simitçi Ahmet neden bahsediyor? İşadamı Ertuğrul bey ne istiyor? Dolayısıyla siyasette teşkilatlar toplumdan uzak olamaz. Toplumun beklentilerini karşılayabilme noktasında iktidarla bağ kuran güçlü bir mekanizmadır” dedi.

Halkla bütünleşme sağlanamadığı taktirde siyasette başarının gelmeyeceğini de vurgulayan Külünk, parti içerisindeki bazı çevrelerin; 'halk teşkilattan ne anlar' cümlesini kurduğunu da iddia etti.

Külünk, “Sanki şöyle bir hava var. Halk parti teşkilatlarına karışamaz gibi bir düşünce var. Teşkilat ise bunun tam zıttı. Yürütme ile sokak arasındaki en güçlü bağdır. Eğer yürütmenin güçlü olmasını istersen teşkilat sokakla bütünleşmelidir. Ben şu cümleyi duydum; 'halk işine baksın teşkilata ne karışır. Onlar ne anlar' cümlesini ben maalesef duydum. Bu cümlenin esas olduğu bir yerde halkın iradesini iktidara taşıma gücü kaybolur” diye konuştu.

Dini veya farklı tüm cemaatlerin kendi mevzisine çekilerek, devletleşme arzusuna son vermesi gerektiğini de vurgulayan Külünk, şu ifadeleri kullandı: 

“Açık açık söylüyorum. Sol, sağ fark etmez. Dindar ya da dindar olmayan fark etmez. Türkiye'de sivil yapılar devletleşmeyi seviyor. Halbuki sivil yapı demek özgün ve özgürlük demektir. Sivil yapılar eğer devlette muktedir olmayı tercih ederlerse bu işi tehlikeli bir boyuta götürür. Oysa devlet topluma aittir hepimize aittir. Dolayısıyla iki buçuk yıldır ben bunu anlatıyorum; cemaatler, sivil yapılar devlete dahil olmalı müdahil olmamalı. Devleti ele geçirme mantığı ile hareket etmemeli. Bugün çok ciddi bir zihin ve eylem ahlakı problemimiz var. İdealist bir devlet adamı yetiştirmemiz lazım. İnsanlar grup üzerinden yetişip hareket ederse oraya gittiği yerde topluma göre değil geldiği yere göre hareket eder. Bu yapı üzerinden konuşmalıyız. Bütün cemaatler mevzisine çekilmelidir."

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık