• 28 Ekim 2017, Cumartesi 18:01
ÇağrıKara

Çağrı Kara

Medyada Kadın

Uzun zamandır üzerine kafa yorduğum ve araştırmaya çalıştığım, araştırdıkça deryaya dönüşen bir sorun var önümde; Kadın ve medya. Sorun diyorum, çünkü neresinden baksanız elinizde kalıyor. Bildiğiniz gibi kitle kültüründe bireyler, yaşadıkları çevreyi ve dünyayı büyük ölçüde medyanın sunduğu bilgi ve görüntülerden yola çıkarak anlamlandırırlar. Medya meşrulaştırmaya aracılık eder. Gördükleri karakterleri rol modeli olarak benimsemeye başlarlar.

Peki kimdir bize sunulan rol modeller?

Çalışan, okuyan, algılayan, üreten ve güçlü kadın medyada kendine yer bulamıyor maalesef. Beyaz ekranda kadınların iki tipi var, biri haberlere ve reality şovlara konu olan mağdur kadınlar, diğeri güzelliğinden başka hiç bir derdi olmayan renkli kadınlar.  

Reyting getirisi uğruna özellikle gündüz kuşağını parselleyen öyle programlar var ki izlerken programa malzeme olan insanlar adına, ekran karşısında siz utanıyorsunuz. Alıcısına rahat ulaşan, kolay anlaşılır ve kolay elde edilebilir olduğundan gündüz kuşağının kurtarıcısı olan bu programlardan bana göre en tehlikelisi ve bir an önce denetlenmesi gerekenler evlilik programları. Bu programlar, yıllardır özenle kurmaya çalıştığımız eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısını yerle yeksan edip, yerine sisteme meta olmaya gönüllü, idealize edilmiş  ve patriyarkal söylemlere boyun eğen, güçsüz, bakılmaya ve korunmaya muhtaç kadınlar sunmakta bize. Ayrıca kadınları aşağılamayı, güzelliklerine göre derecelendirmeyi ve olması gereken tek kadın tipini dayattığı için programları izleyen kadınların ruhsal sağlığına zarar verdiği de aşikar. Kadınlar için olduğu kadar erkekler için de onur kırıcı olan bu programlar neresinden bakarsanız toplum için, yetişmekte olan gençler için ve vaktini beyaz ekran karşısında amaçsızca harcayanlar için zararlı. Öyle düşünüyorum ki bu programlar çocuklarımıza nasıl biri olmaması gerektiğini göstermek amacıyla ders niteliğinde kullanılabilir.

Benim burada eleştirim oraya günlük ufak bedeller karşısında gidip kendine biçilen rolü oynamaya çalışan insanlara değil. İnsanların bu maddi şartlarda, bu eğitim seviyesinde ve bu denetimsizlik ortamında yaptıklarından dolayı eleştirilmesi bizim işimiz değil, ayrıca haddim de değil. Amacım, aksine bu “kendin olma, stereotip ol” sorunsalına çözüm aramak.

Peki ne yapılabilir diye düşündüğümüzde ilk olarak ana akım medyanın erkek egemen söylemden bağımsızlaşması ve bir alternatif medya kurulması geliyor aklıma. İkinci olarak medya izleme merkezleri oluşturulup, medyadaki cinsiyetçi dilin belirlenip, takip edilip raporlanması gerekli. Tabi bu dili nasıl kullanmaları gerektiği konusunda medya profesyonellerine de eğitim verilmeli.

Peki hiç mi olmasın bu tarz programlar televizyonda. Tabi ki olsun. Ama mümkünse denetimi arttırılmış bir şekilde tematik kanallarda olsun. Gün içerisinde ana akım medyada değil, alıcısının isterse arayıp bulduğu internet siteleri ve tematik kanallarda olması, “ama televizyonda gündüz kuşağında farklı hiçbir yayın yok” sorunsalından da  bizi kurtarır diye düşünüyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Türkiye'de yaşamaktan memnun musunuz?

yukarı çık