• 21 Kasım 2017, Salı 3:54
FarukOralbi

Faruk Oralbi

Bir Efsaneyi Kaybettik

Türk Sporu bu hafta sonu çok büyük bir ismi kaybetti.

Sadece Türk Spor otoritelerince değil tüm dünya spor kamuoyu tarafından da “gelmiş geçmiş en büyük halterci“ olarak kabul edilen, ilk altın madalyasını onbeş yaşında iken kazanan, ilk dünya rekorunu onaltı  yaşında iken kıran, kendi vücut ağırlığının üç katından on kilo daha fazlasını kaldırarak (60kg -190kg) 1988 Seul Olimpiyatları’nda toplamda dokuz  dünya rekoru kıran,spor yaşamı boyunca ise 46 dünya rekoru kırarak eşi benzeri görülmemiş ve belki de bir daha hiç görülemeyecek, nesilden nesile anlatılacak gerçek bir efsane  haline gelen küçük dev adam, ”Cep Herkülü “, Naim Süleymanoğlu.

Onaltı yaşında kendimi düşündüm bir an. Lise ikinci sınıftayım. Yüzmede bir gümüş madalya dışında herhangi bir başarım yok. O ise dünya şampiyonu olmuş üstelik rekor kırarak.

Türkiye’de ve Kırgızistan’da yaşarken heykeli dikildi. Benim heykeli  dikilecek hiçbir başarım olmadı.

Ben yirmibeş kiloluk çimento torbasını kaldıramazken o koparmada 152.5 kilo silkmede 190 kilo kaldırdı.

Bugün 44 yaşındayım. Hayata dair yapmayı planladığım şeyler devam ediyor, kendime göre küçük çaplı da olsa. Oysa ki O henüz elli yaşında idi  son yolculuğuna uğurlanırken. Hayatı ertelememek lazım diyor insan ister istemez, yarınımız bile belli değilken, sürekli “bakarız bir ara“ ve benzeri geçiştirmeler ile gün gelip hiç yapamadığımızı farkettiğimiz bir dolu şey.

1995’te İstanbu’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda organizayon görevlileri arasındaydım. Bu vesile ile kendisini ve Halil Mutlu’yu yakından görme şansım olmuştu. Gerçekten küçük bir adamdı. Güler yüzlü ve cana yakın.

Türk Bayrağı göndere çekilirken,  İstiklal Marşı’mızı dünyaya dinletme arzusunu  küçük bedeninde gizlediği kocaman yüreğinde taşıyan Naim Süleymanoğlu’nu ne acıdır ki biz yetiştirmedik, sonrasında da Naim’ler yetiştiremedik. Bulgaristan’da dönemin çeşitli zulümleri arasında büyümüş, 1984-85 ve 86’da dünyada “Yılın Haltercisi“ seçildiğinde ne yazık ki Bulgaristan bayrağı altında yarışan ve Türk isimleri yasak olduğundan, Naum Shalamanov adı ile bilinen bir efsaneyi , biz çok değil 1996 Atlanta Olimpiyatları sonrası geçen yirmibir senede erittik, bitirdik ve haklarımızı helal edip ebedi istirahatgâhına uğurladık. Sporumuza çok büyük katkıları olabilecekken kendisine sahip çıkamadık, gerekli maddi ve manevi desteği veremedik, kıymetini bilemedik ve neticede siroza bağlı karaciğer yetmezliği ile hayata gözlerini yumduktan sonra aklımıza geldi “neleri“ kaybettiğimiz.

Ve günün en  duygu yüklü olayında, spor kariyeri boyunca devamlı Naim’in en büyük rakibi olan, dünya rekorları kırarken Naim’in  kendisini adeta perişan ettiği Yunan Halteri’nin büyük ismi Leonidis çok istemesine karşın maddi durumu olmadığını bildirmesi üzerine bakanlığın özel davetlisi olarak uçakla Türkiye’ye getirildi, cenazeye geldi, tabutun başında bekledi, tabutu öptü ve ayrıldı.

İşte  ayakta alkışlanacak gerçek bir vefakar, gerçek bir centilmen sprocu.

Döneminde ata sporumuz güreş haricinde ülkemize bir spor branşında ilk kez altın madalya kazandıran, kariyeri boyunca İstiklal Marşı’mızı defalarca çaldırarak yüreğimizi kabartan küçük dev adam, bize yaşattığın mutlulukları millet olarak hiç unutmayacağız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık