• 13 Aralık 2017, Çarşamba 9:28
FarukOralbi

Faruk Oralbi

Nereye kadar?

Gün geçmiyor ki sosyal medyada insanlar İstanbul ile ilgili yeni bir şeyden şikayet etmesin.

Ama sokağa çıkınca sanki o şikayetler hiç yokmuş gibi bir yaşam görüyorsunuz.

Peki bu nasıl oluyor? Biz mi spekülatif dertler üretiyoruz acaba?

Sorun şu ki; İnsanların çoğu  sadece yaşadıkları ya da dile getiremedikleri tabirle “kendilerine kalan“ alanı benimsiyorlar. Geri kalan konular ile ilgili herhangi bir ekstra çabayı gereksiz buluyorlar.

Çünkü hayat devam ediyor herkes için. Saban kalkışımız, hazırlanışımız, kahvaltı edişimiz, yollarda seyahat şeklimiz, işyeri  sorunları, hafta sonları programları üç aşağı beş yukarı eski dönemlerle aynı.

Yine sinemaya gidiliyor, yine sokağa çıkılıyor, yine tatile gidiliyor, Nişantaşı, Bebek, Etiler aynı, AVM’lere gidiliyor. Enflasyon görünüşte düşük, sokaklarda 1980 öncesi gibi olaylar yok. Selfie çekmek serbest, sigara yasağı Türk’ün kıvrak zekası ile zaten çoktan delinmiş durumda. Döviz alıp satılıyor, Galata köprüsü  üzerinde ithal malı ile yakalanırsanız eskisi gibi hapse girme korkunuz yok. Fuarlar açık, yurtdışı turları devam ediyor, magazin haberleri, televizyon şovları yine ilgiyle izleniyor.

Bildiğimiz alıştığımız günlük hayatı yaşarken bazı şeyler bize aslında “batmıyor“. Peki örnekler mi ?

Taksim AKM binasının on yıldır kapalı durması.

Şehirde her sene asfalt çalışması yapılması.

İstanbul’un kalbi Beyoğlu İstiklal Caddesi’nin neredeyse tamamen Arap Cumhuriyeti şekline bürünmesi  ve özellikle Şişli Cevahir AVM’de, İstinye Park’da alışveriş yapan insanların nerdeyse yüzde yetmişinin Arap olması.

Bağdat ve İstiklal Caddesi'ndeki büyük markaların bir bir mağazalarını kapatması ve aynı bölgede açılan çamaşırcının, ucuzcunun  orada dükkan açacak sermayeye nasıl sahip olduğunun sorgulanmaması sonucu  buraların Laleli’ye dönüşmüş olması.

Yine Bağdat Caddesi bölgesinde “Kentsel Dönüşüm” saçmalığı altında ortaya çıkmaya başlayan Dubaivari gökdelen görseli , ama diğer yanda uçuk piyasa fiyatları sebebi ile boş duran binlerce bina ve iflas etmeye başlayan müteahhitler.

Peyzaj düzenlemesi adı altında yeniden yapılan ucube görünümlü parklar.

Metrobüs hattında ayda ortalama bir kez kaza olması.

İstanbul’un renkli gece hayatının çoktan sönmüş olması.

Eğitim kurumlarının kalitesizliği sonucu velilerin çocuklarını yazdıracak doğru düzgü okul bulmakta çok zorlanmaya başlamaları (özel okullar dahil).

İşsiz güçsüz gezen Suriyeli halk...

Bize dokunmayan yılanlar etrafta cirit atarak yaşamaya devam ediyor edendim, listeye eklenecek daha pek çok başlığı sizler doldurun.

Çemberin daralmasını görmezden geliyoruz.

Peki nereye kadar?


MAKALEYE YORUM YAZIN

DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık