• 12 Kasım 2017, Pazar 14:44
FarukOralbi

Faruk Oralbi

Sosyal Medya

Son yılların en büyük tutkusu hepimizin malumu sosyal medya kanalları.Bu kanallardan en popüler olanlarından birisi de kuşkusuz Facebook. Herkesin her şeyi paylaştığı bu ortamın tabii ki ülkemizde en gözde konularından birisi de siyaset yapmak ya da yapmaya çalışmak. Ülke kurtarmaya çalışan klavye kahramanlarının öykülerini bir araya toplamaya kalksak herhalde eski Meydan Larousse Ansiklopedisi yanlarında kısa çocuk hikayeleri kitabı gibi kalır.Buna karşılık yine geniş bir kitle de çeşitli sebeplerden dolayı bu siyasi paylaşım ortamlarından uzak duruyor.Kimisi ise sosyal medyanın siyaset yeri olmadığını, buradan siyasi yorumlar yapıp “like”  yani beğeni toplamanın kimseye bir faydası olmayacağını ve siyasi partilere üye olunarak burada çalışmalar yapılması gerektiğini  ya da gazeteci olunması gerektiğini  savunuyor .

Peki durum gerçekte nasıl? Birkaç maddede değerlendirmeye çalışalım.

1. Siyasete girerseniz ast - üst ilişkisine hazır olmanız gerekir .” Başkanım”, ”Müdürüm”, ”Amirim”  vb. şekilde başınız emme basma tulumba gibi çalışır ,ama diliniz ve kaleminiz ya da klavye parmaklarınız, sizin üstünüzdekiler istediği kadar çalışabilir.Ayrıca siyah ya da beyaz olmaya mecbur bırakılırsınız, bugün canım gri olmak istedi dedirtmezler size.

2. Gazeteci olursanız ve yükselmek istiyorsanız mutlaka arkanızda birilerinin olması gerekir. Yani siz istemesiniz ya da inkar da etseniz yine " birilerine " hizmet edersiniz. Zaten siyasette ya da gazetecilikte “ Ben kafama göre takılırım“ şeklinde bir mantalite yoktur.

3. Diyorlar ki; Kardeşim bunları yazmaya ne gerek var? Merak eden açar okur, bakar, araştırır vs. İşte  tam bu noktada duralım. Sözüm meclisten dışarı olmakla birlikte “Türkiye'de insanlar okumaz efendim”, bırakın köşe yazısını, sosyal medya yazılarını bile okuyacak vakti hiç olmaz. 140 Harfe sıkıştırılmış tweet mesajları  ya da resimli anlatımlar veya tek cümlenin altına beğeni atarak kolaya kaçmak daha cazip gelir ama daha ötesine geçilmesi gerekirse, iki cümle olsun yorum yazmayı beceremez, ayrıca araştırmaz. Böyle bilgileri önüne hazır ister. O yüzden de sosyal medyada gördüğü haberleri internette tıklayıp bir kez olsun doğruluğunu hatta varlığını test etmeye gerek duymadan paylaşır. Hatta birisi bunun aksini ispat ederse ve sayfanıza yazarsa alınır, bozulur hatta size küser kavga çıkarır, listesinden çıkarır vs. vs…

4.Sosyal medyada kim, hangi gazeteciyi ya da siyasetçiyi ne kadar takip ediyor ya da böyle bir şey ne işe yarıyor? Cevabı kısa: Takip etmiyor ve de işe yaramıyor.

5.En önemli noktalardan birisi ise eğer bir siyasi partinin mesela gençlik kollarına girerseniz, verirler elinize çantayı gönderirler bir muhite, "Hadi bakalım broşür dağıt." derler, ya da anket yaptırırlar, masaya gelenlere parti kitapçığı tanıtılır, çay kahve ikram edilir. Kalabalık artarsa “ver coşkuyu” müzik açılır, eller havaya haydi bakalım. Budur olayınız. Siz eğer daha üçüncü günden gidip de “ Ben bunun için mi partiye üye oldum ? “ diye mızmızlanmaya başlarsanız, siyaset nankördür, kapının yolu çabuk görünür size.

6.Sıradan bir  gazeteci ya da siyasi parti üyesi olarak, bu ülkede önemli bir işe yaramazsınız boşuna heveslenmeyin. Ha birileri elinizden tutar yürü ya kulum olur o başka. Ancak bu durumda da etrafınızda hızla artacak ve çoğunlukla aleyhinize olacak dedikolara göğüs germeniz gerekebilir.

7.Sosyal medyada siyasi haber paylaşımlarının benim gözümde amacı algıların açık kalmasına destek olmak, haberlerden haberdar etmek ve toplumsal bilincin oluşmasına bir nebze olsun katkı sağlamasını umut ettiğimiz tartışma -fikir paylaşma- ortamları yaratmaktır. Zira tavanı ayakta tutan tabandır. Taban bu işe sırtını dönerse bütün olay biter. Kaldı ki; Türkiye'de "elitist " tabir edilen muhalefetin bir bölümünün de suya sabuna dokunmadan  veya hiçbir şeye inanmadığı ve kaderine razı şekilde yaşamayı seçtiğinden dolayı sosyal medyada çiçek böcek paylaşmaya devam etmesinin sebebi budur.

Sonuç olarak; Hepimiz aynı gemide olduğumuz için sıkıntı yok, paylaşsanız da paylaşmasanız da, beğenseniz de beğenmeseniz de, yazsanız da yazmasanız da dolar yükseldiğinde herkes kaybedecek. Batarsak da hepimiz birlikte batacağız, rahat olun.


 


MAKALEYE YORUM YAZIN

DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Dursaliye Şahan Dursaliye Şahan 13.11.2017 14:56

Faruk bey, söyledikleriniz doğru ancak şu da bir gerçek. İnternet var artık. Allah icat edenden razı olsun. Çemişkezek de oturup dünyanın her tarafına saydırabiliyorsunuz. Bu da büyük bir özgürlük. Bir de yazdıklarınız doğruysa..

Gülsüm Sözen Gülsüm Sözen 17.11.2017 14:25

Bir kitapçıda şahit olduğum bir konuşma. Kız kitap seçiyor baba kızın elinden kitabı alıp fiyatına bakıyor oooooo 30 lira verilirmi buna yahu diyor. Kız ama baba ben harçlıklarımdan biriktirdim zaten kendi paramla alıyorum. Aynı adam kitpçıdan çıkıp markete giriyor ve o kitabın fiyatından fazla sigaraya veriyor.

Ayda Suzanna Gülerer Ayda Suzanna Gülerer 18.11.2017 01:50

Muhtesem ama acı bir tespit.

ANKET

Türkiye'de yaşamaktan memnun musunuz?

yukarı çık