• 08 Ocak 2018, Pazartesi 21:04
KamilSönmez

Kamil Sönmez

Sinameki

Herkesin asgari düzeyde bilgi sahibi olduğu bir meslekten bahsedeceğim bugün. “Otacılık” efendim. Yani ot ilmi… Bu ilim, ilk insana kadar dayanmakta ve sağlık problemlerinin çözümünde tabiattaki bitkilerden yararlanarak sağlık sorunlarını tedavi etmeyi amaçlamaktadır. Modern bilim ise, bu mesleğe eczacılık demektedir. Bu meslek, tıp kadar eski ve önemli bir geleneği barındırır. Şimdi bu kadar teferruatı niye anlattık, söyleyelim.

Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur, demiş atalarımız. Bırakın koca deveyi, İnsanı da yaşamdan eden/ edebilen bu otları konu edineceğiz. Otçuluk malum, çok revaçta. Televizyonlarda, gazetelerde, internette (çerez olarak) birileri çıkıyor, alternatif tıp adı altında bu işi anlatıp duruyor. Buraya kadar bir itirazımız da yok, katip benim ben katibin el ne karışır, derken bir anımı da paylaşmak isterim. 7-8 yıl kadar önceydi, bir yemekte bürokrasiden biriyle tanışmıştım. Sohbet nereden açıldı hatırlamıyorum, bir mesai arkadaşını anlattı. Bu kişiyle aynı odada bir süre çalışmışlar. “Bir anda kayboldu, sonra geldi, istifa etti.” dedi. Bahsettiği kişinin ne bir eczacı ne de bir doktor olduğunun altını çizelim. Yurt-dışına çıkıp daha önce hiç duymadığım ve hiçbir ciddi üniversitenin (yurtiçi-yurtdışı), müfredatında yer alamayan bir konuda uzmanlık sahibi olduğunu öğrendim. Acıdır ki bir de akademik unvan meselesi var, ona hiç girmeyelim. Şimdi efendim, “otacılık” nam-ı diğer eczacılık’ın bilimsel disiplin içeren bir alan olduğunu ve ülkemizde de Osmanlı döneminden beri mesleğin erbabı kişilerce icra edildiğini biliyoruz. Hal böyleyken, bu otçu tayfası hangi disiplinin içerisinden gelmektedir, bunu biraz anlamaya çalışalım. Şimdi efendim, ortada bir tedavi olacaksa bunun kararını hekimler vermektedir, vermelidir. Buna kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyoruz. Ve diğer önemli unsur da hekimin belirleyeceği tedavinin ilaçlarını hazırlayacak kişi de eczacıdır. İyi de o zaman, bu otçular hangi mevkide görev yapıyor, bunu izah edebilen şöyle gelsin. Emin olunuz, bu işi icra edenler, eczacılar değil. İkinci olarak, bu işi icra eden doktorlar da o alanın uzmanı değil. Örneğin bir cerrah, endokrine müdahale edemez. Ederse de biraz ayıp olur. Ya da beyin cerrahı, enfeksiyonların tedavisine çözüm bulamaz. Belki bulanlar çıkacaktır ama etik olmadığı, deontolojiye aykırı olduğu gerekçesiyle, o beyin uzmanı, diğer meslektaşının alanına girmez, giremez. Tamam da bu otçular niye araya giriyor? Tamamen duygusal efendim. Daha ne diyelim!

Ezcümle, otçuluk işiyle uğraşan zat-ı muhteremlerin; kimyager, istatistikçi, pratisyen hekim, x cerrahı vs. olması, yukarıda adı geçen her iki saygın mesleğin (tıp ve eczacılık) alanına müdahale edilmesini haklı çıkarmaz. Tv’lerde sıkça görüyoruz, sürekli gülen bir doktor... Gören de tababete katkılarından ötürü, İbn-i Sina zannedecek. Yok öyle yağma, gerçek bilim insanı şovmen değildir. Oturur, çalışır, üretir ve kendi içinde onu tadar. Popülerleşmenin olduğu yerde kaygılarımız da artmaktadır. Sinameki otu her ilaca konur ama tek başına hiçbir önem ihtiva etmez, derdi fakülteden hocam. Bu sinamekilere inanmak yerine; modern tıbba, hekimlere, eczacılara kendinizi emanet ediniz. Yani, emanetinizi ehil ellere veriniz. Değil mi efendim can taşıyoruz, ot değil!


MAKALEYE YORUM YAZIN

DİKKAT! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Türkiye'de yaşamaktan memnun musunuz?

yukarı çık